BAŞBAKANA ŞİKAYET : Ba Ba Formları kaldırılsın. Ayrıca Form Verm

                                    SAYIN  SAYGIDEĞER   BAŞBAKANIMIZA   ŞİKAYET :
                Ba Ba Formları kaldırılsın. Ayrıca Form Vermeme Cezası Ağır..İNSAF YANİ.

Sayın Saygıdeğer Başbakanım.Bizler Muhasebecilikmi yapalım.Form'mu düzenleyelim.Nasıl bir yasa ise herkes ceza yiyor. Bu insanlık olamaz .Bu Zulümdür.Bu Muhasebecilere İskencedir. 

                  BA-BS FORMUNA İTİRAZ EDİYORUM-EDİYORUZ.

Bizler Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler olarak,

TBMM Genel Kurulunun gündeminde görüşülmekte olan 1/692 esas numaralı ve S. Sayısı: 385 “Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı” nın;

 MADDE 6- 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçen hali ile çerçeve 21 inci madde olarak; (b) bendi, birinci paragrafta yer alan ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesine eklenen hükmün yeniden düzenlenmesi ve madde çerçevesinin değiştirilmesi suretiyle çerçeve 22 nci madde olarak

(Mükerrer 355 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “100.000.000 lira”, “50.000.000 lira” ve “25.000.000 lira” ibareleri “1.000 Türk Lirası”, “500 Türk Lirası” ve “250 Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiş, beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Ancak, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde, ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartı aranmaz.”

“Elektronik ortamda verilme zorunluluğu getirilen bildirim veya formlara ilişkin olarak süresinden sonra düzeltme amacıyla verilen bildirim ve formların, belirlenen sürelerin sonundan itibaren 15 gün içinde verilmesi halinde kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası 1/4 oranında, takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise 1/2 oranında uygulanır.”

 “Elektronik ortamda beyanname ile bildirim ve form verme mecburiyetine uymayanlara bu maddeye göre ceza kesilmesi halinde, 352 nci maddenin birinci derece usulsüzlüklerle ilgili (1) numaralı bendi ile ikinci derece usulsüzlüklerle ilgili (7) numaralı bendi uyarınca ayrıca ceza kesilmez.”)

 İlgili fıkraların eklenmesini öngören tasarının çerçeve 22. maddesinin tamamının tasarıdan çıkarılmasını öneriyoruz..

Çünkü biz meslek mensupları bu cezaların, kanunilik, orantılılık, ölçülük, yetki aşımı vb. pek çok neden ile hukuka, hukukun üstünlüğüne, evrensel insan haklarına, uluslar arası ceza hukukunun evrensel ilkelerine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, Anayasaya, vergi hukukuna, ceza hukukuna aykırı olduğunu düşünüyoruz.


Öncelikle konu kanun yapma tekniğine aykırıdır. Söz konusu bildirim ve Formların ne ve/veya neler oldukları kanunda tanımlanmamıştır. Kanunda maddi unsurları tanımlanmamış idarece Ba-Bs adı verilen alım satımların (2008 yılından itibaren) her ay bildirilmesi zorunluluğu şimdiye kadar idarece, 213 sayılı Vergi Usul Kanunun mükerrer 257. maddesi ile sınırlandırılmamış bir yetki üzerine sık sık değiştirilen şekil ve sürelerle, tutarlarla daha da önemlisi muğlaklıklar taşıyan Genel Tebliğlerle getirilmiştir.  

Genel tebliğler nedeniyle bu yıl için her birisine 1.600 tl. tutarındaki özel usulsüzlük cezaları idarece, acımasızca uygulanmaktadır. Milyonlarca bilanço esasına tabi mükellef olduğu göz önüne alınırsa, olayın ciddiyeti ortaya çıkacaktır. Söz konusu cezaları 3568 sayılı yasa ile düzenlenmiş meslek mensupları ödemek zorunda kalmaktadır.  

Çünkü tasarının ilgili maddesinde belirtilen bildirim ve formları elektronik ortamda meslek mensupları düzenleyerek göndermektedir. Kapsamına hangi tür mükelleflerin (örneğin kurumlar vergisinden muaf kooperatiflerin) girip girmediği bile belli değil iken, karşılaşılan ve çözümlenmemiş pek çok yönü bulunan bildirim formlarında idare getirmekte olduğu düzenleme ile bir şekilde eksik ve/veya hatalı düzenlenmiş Ba-Bs formları için geriye dönük cezaları yağmur gibi yağdırmaya başlayacaktır

Şimdiye kadar binlerce meslektaşımız çok yüksek olan bu cezalarla karşılaşmış, binlerce iptal davası açılmıştır. Ankara başta olmak üzere diğer pek çok ilde Vergi Mahkemelerinin ve Bölge İdare Mahkemelerinin bu tür davaların kabulü yönünde yerleşmiş ve Bölge İdare Mahkemelerince de onaylanmış kararlarındaki gerekçelerin ne kadar haklı olduğu ironik bir biçimde yürütme organınca da kabul edilmiş
olmaktadır.  

Tasarının yukarıdaki maddesiyle eklenmesi öngörülen fıkralarla 29 Ocak 2009
tarih ve 27125 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış bulunan tam da, Anayasa
Mahkemesinin Esas Sayısı :2007/73 kararında da vurgulandığı gibi,  “Kamu
yararını gerçekleştirmek ereğiyle yasa koyucu değişik yolların seçimini siyasi tercihlerine göre yapmakta serbesttir. Ancak, yasa koyucunun kişisel, siyasi ya da saklı bir amaç güttüğü durumlarda, yani kamu yararı dışındaki özel ve başka bir amaca ulaşmak için bir konuyu yasayla düzenlediği durumlarda bir “yetki saptırması” ve giderek de amaç öğesi bakımından yasanın sakatlığı ve dolayısıyla Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırılığı söz konusu olur.

Anayasanın 138/4 üncü maddesi gereği, yasama organı dahil bütün devlet organları “... mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” Aksi taktirde, yargı bağımsızlığı söz konusu olamaz ve hukuk devletinden de söz edilemez. Yasama organı, beğenmediği yargı kararlarını, üstelik de geriye yönelik uygulanmak üzere kanun çıkartıp etkisiz hâle getirecekse, elbette ki yargı bağımsızlığı zedelenecektir. (SABUNCU, Yavuz, Anayasaya Giriş, 8. Basım, İmaj Yayıncılık, Ankara 2002, s. 186).” Hukuku  dolanma olarak nitelendirilebilecek bir şekilde düzenlenmektedir.

 PEKçok meslek mensubu cezalar nedeniyle maddi ve manevi olarak mağdur olmuştur. Çünkü her bir firma için aylık 8 bin tl.sını aşan alım ve satımlar ile giderlerin dökümünden oluşan formlarda her hangi bir ayın faturası postadan geç geldiğinde, ilgili ayın bildirim formunda yer alamadığından ceza uygulanmaktadır. Bildirimi mükellefinden tam ve zamanında doğru belge ve bilgiyi alamayan meslek mensubu gelen cezayı mükellefine ödetememektedir. Her bir meslek mensubunda ortalama 40 adet mükellef olduğunu varsayar isek, her ay elektronik ortamda herhangi bir nedenle hatalı ya da eksik düzenlemiş ya da onaylanması unutulmuş bildirim formları için 1.600 x 40 = 64.000 tl. özel usulsüzlük cezası ödenmek zorunda kalınacaktır.

Ülkemizdeki kayıtdışılığın yüksekliği hepimizin malumu ve azaltılması topyekün çaba ile mümkün ve gereklidir. Ancak, bizler kayıtdışılığın sosyo ekonomik diğer tedbirlerin yanı sıra, etkin ve yerinde vergi denetimi ile başarılabileceğini biliyoruz. Ancak gelinen noktada bizler, kayıtdışılığın nedeni imiş gibi gösterilerek, sonucunda faturasını ödemek zorunda bırakılmaktayız.  Vergi denetimine veri hazırlayan elemanlara dönüştürülmemizi, angaryaları mesleğimizin bağımsızlığına aykırı buluyoruz. Ne yazık ki meslek odalarımız ve TÜRMOB da cezalar konusunda yeterli çabayı gösterememektedir. 

İşlemde uygulanan 213 sayılı Vergi Usul Kanunun mükerrer 355/1. maddesi ile ilgili 07 Mayıs 2009 tarihli yeni hukuksal gelişme yaşandığından sayın genel kurulunuzun  bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. 

Tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçtikten sonra

213 sayılı Vergi Usul Kanunun mükerrer 355/1. maddesine eklenmesi öngörülen işlemlerle ilgili açılan davalardan, İstanbul 2.Vergi Mahkemesi’nce Esas No: 2008/2425 dosyası ilgili olarak öne sürülen 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 355/1. maddesinin Anayasaya aykırılık iddialarını 29.12.2008 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne Gönderme Kararını, Anayasa Mahkemesi 2009/21 Esas Dosya numarası ile 07.05.2009 tarihli oturumunda görüşmüştür.

 Anayasa Mahkemesi İtirazı Usul Yönünden Kabul Ettiğini, Esasının İncelenmesine Karar Vermiştir. 

Üstelik, İstanbul 2. Vergi Mahkemesi’nin VUK’nun mük. 355. maddesinin Anayasaya Aykırılığı İddiasını Esas Yönünden incelenmesinin yanı sıra ayrıca ve aynı zamanda da VUK’nun mük. 257. maddesi yönünden de Anayasaya aykırılığı incelemeye karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin 1970/32 K. sayılı kararına göre, Anayasa’nın 138 nci maddesinde geçen, Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.” Sayın genel kurulunuzun Anayasa Mahkemesinin esas hakkında kararını verinceye kadar, yasal bir zorunluluğunuz olmasa bile hukukun üstünlüğü ilkesine uygun olarak, tasarıdan çıkarılmasını öneriyoruz.

 Aksi halde, Hukuka karşı hilenin, hukuku dolanmanın Anayasa Yargısındaki tipik örneği Anayasa’nın kesin olarak yasakladığı (cezaların kanuniliği ilkesinin ihlali) bir durumu değişik bir yoldan aşmaya çalışmak bir hukuk hilesidir. Anayasa’ya karşı bir hiledir, hukuku dolanmanın tipik bir örneği olacaktır. Bu durum hukuk devletine uygun bir meclise yakışmayacaktır.


YARGI YERLERİNİN CEZA UYGULAMASINA BAKIŞI

1- Bölge İdare Mahkemelerinin Konuya Bakışı

Uygulamada mükelleflerin Ba ve Bs formlarının yukarıda belirtilen uyuşmazlıkların tümünde uygulanan cezanın süresinde dava konusu edilmesi halinde genelde yargı yerlerince; “Mükerrer 355. maddede yer verilen cezai hükmün uygulanması için mükelleflerden bilginin yazılı olarak istenmesi, süre tanınması ve yazıda; istenen bilginin verilmemesi halinde özel usulsüzlük cezası kesileceğinin belirtilmesi gerektiği” gerekçeleriyle kesilen özel usulsüzlük cezaları kaldırılmaktadır. Yani, form isterse hiç verilmesin veya elektronik ortamda verilmesin ya da eksik veya yanıltıcı şekilde verilsin, cezanın dayanağı kanun maddesi aynı olduğundan yargı yerlerinin tüm bu uyuşmazlıklardaki kararlarının gerekçeleri de aynı olmaktadır. 

Örneğin Ba ve Bs formlarının verilmediği gerekçesiyle kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davada; Ankara 3. Vergi Mahkeme’sinin Kararıyla “…Kanun’un mükerrer 355. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için Ba ve Bs bildirim formunun ibraz döneminden önce davacıya süre verilerek yazılı uyarıda bulunulması, buna rağmen form verilmezse cezai işlem uygulanması gerektiği … davacıya yazılı tebligat yapılarak süre verilmeden ceza kesildiği.”(2) gerekçesiyle cezanın kaldırılmasına karar verilmiş bu karar Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin Kararıyla(3) aynı gerekçeyle onanmıştır. Aynı şekilde İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemeleri kararlarında mükerrer 355. maddenin lafzından hareketle maddede yer alan “önceden tebliğ şartı” esas alınarak Ba ve Bs formlarıyla ilgili çıkan uyuşmazlıklarda özel usulsüzlük cezalarının iptal edildiği anlaşılmaktadır.

Öte yandan Adana 2. Vergi Mahkemesi’nin belirttiğimiz gerekçeyle cezanın kaldırılmasına dair verdiği 14.05.2008 tarih ve E.2007/1316, K.2008/447 sayılı kabul Kararı’nı itirazen inceleyen Adana Bölge İdare Mahkemesi’nce “belirtilen formların elektronik ortamda verilmesi ile ilgili düzenlemenin kanunun verdiği yetkiye dayalı olarak Maliye Bakanlığı’nca belirlendiği ve bunun gereğinin yerine getirilmemesi halinde özel usulsüzlük cezası kesileceği kuralının  genel düzenleyici işlemlerle açıklığa kavuşturulduğu”(4) gerekçesiyle Adana 2. Vergi Mahkemesi’nin kararının bozularak davanın reddine karar verildiği Antalya ve İzmir Bölge İdare Mahkemeleri tarafından da Adana Bölge İdare Mahkemesi kararı yönünde karar verildiği görülmektedir.

Bu durumda ceza maddesinde yer alan yazılı bildirim ve süre verilmesi koşulunun genel tebliğle yerine getirildiğini düşünmeyen başta İstanbul, Ankara ve Bursa Bölge İdare Mahkemeleri cezanın iptali yönünde karar verirken, Adana, Antalya, İzmir Bölge İdare Mahkemeleri tebliğ koşulunun genel düzenleyici işlem olan genel tebliğin Resmi Gazete’de yayımlanması ile gerçekleştiği kanaatinde olduğundan davanın reddine karar verdiği anlaşılmaktadır.

2- Danıştay’ın Konuya Bakışı

Kesilen özel usulsüzlük cezası tutarı 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 7. maddesinde yer alan tek hakim tarafından verilecek karar tutarını belirleyen sınırın altında kaldığından bu konuda verilen kararların temyiz incelemesi Danıştay tarafından yapılamamakta temyiz incelemeleri itirazen Bölge İdare Mahkemeleri tarafından yapılmaktadır. Ancak mükerrer 355. maddesine istinaden kesilen bir özel usulsüzlük cezasıyla ilgili verilen bir kararda maddedeki bildirim koşulunun Danıştay tarafından tartışıldığı görülmektedir. Olay doğrudan Ba ve Bs formları ile ilgili olmayıp bir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirin vergi levhasını tasdik ettiği mükelleflere ait listeyi vergi dairesine vermediği gerekçesiyle adına kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması ve dayanağı 272 no.lu VUK Genel Tebliği’nin iptali istemiyle Danıştay’da açtığı davada; Danıştay 4. Dairesi’nce davanın reddine dair oyçokluğuyla verilen karar Danıştay Vergi Dava Daireleri’nce onanmıştır(5). Danıştay 4. Dairesi Kararı’nda özel usulsüzlük cezasına ilişkin iptal istemini “mükerrer 355. maddede belirtilen yazılı bildirim koşulunun Genel Tebliğ’in Resmi Gazete’de yayınlanmak suretiyle yerine getirildiği” gerekçesiyle reddettiği kurulca da aynı gerekçeyle ret kararının onandığı görülmektedir. Aynı karara yazılan azlık oyunda “cezanın uygulanması için gereken yazılı bildirim koşuluna uyulmadığından davanın cezaya ilişkin kısmının kabul edilmesi ve cezanın kaldırılması gerektiği” belirtilmiştir.

 III- DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Mükerrer 355. maddede yer alan cezai düzenlemenin Ba ve Bs formları ile ilgili uyuşmazlıklarda uygulanmasında karşılaşılan temel problem tebliğ şartının nasıl yerine getirilmiş sayılacağı olmakla birlikte aslında Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan; “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” kuralı, yine Anayasa’nın 73. maddesinde yer alan “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” ilkesi birlikte değerlendirildiğinde aslında Maliye Bakanlığı’na verilen yetkiye istinaden Bakanlıkça çıkarılan tebliğlerle mükelleflere bir takım ödevler yüklenmesi sonra bu ödevlere uyulmaması halinde yine Tebliğ’e dayanarak (her ne kadar mükerrer 355. maddeye istinaden ceza kesildiği ileri sürülse de mükerrer 355. maddede açıkça Ba ve Bs formlarıyla ilgili ceza uygulaması bulunmamaktadır) ceza uygulanmasının bu ilkeleri zorladığı, hukuk devletine aykırılık taşıdığı da ileri sürülebilecektir.

NE YAPILABİLİR?

Ba ve Bs formlarının kayıtdışılıkla özellikle de sahte fatura amacıyla tesis edilen veya gerçek faaliyetiyle birlikte sahte fatura ticareti de yapan mükelleflerin tespitinde çok önemli işlev görmekte olduğu inkar edilemez, ancak yapılacak birkaç yasal değişiklikle uygulamada karşılaşılan uyuşmazlıkların en aza indirileceği düşünülmektedir.

Örneğin; Vergi Usul Kanunu’nda beyanname verme ödevi ile birlikte bilgi ve ibraz ödevine ilişkin maddelerden ayrı olarak Ba ve Bs formları ve benzeri sürekli verilmesi gereken formlara ilişkin açık düzenleme yapılabilir,  düzenlemede halihazırda istenen formların adları tadadi olarak sayılabilir, ayrıca ilave formlar için de Bakanlar Kurulu’na yetki verilebilir. Bu şekilde bağımsız düzenlemeden sonra getirilen ödevlere uymayanlara verilecek ceza için ayrı bir ceza maddesi ihdas edilebilir (mükerrer 353, 356. md. vb.) ya da mükerrer 355. maddeye yeni bir bent ilave edilebilir. İhdas edilecek ceza maddesinde (bentte) formlarla ilgili ödevlerin yerine getirilmesinde genel tebliğ ve diğer düzenleyici işlemlerin Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih itibariyle yazılı bildirim şartının gerçekleştiği hususuna açıkça yer verilmelidir. Gerek burada yer verilen gerekse üzerinde çalışılarak üretilecek diğer  çözüm önerileriyle öncelikle hukuk devleti ilkesine bir adım daha yaklaşılabilecek, vergi idaresiyle mükellef arasındaki uyuşmazlıklarda bir azalmanın sonucu olarak taraflar yargılama masraflarının bir kısmından kurtulabilecek,  yargı yerlerinin iş yükünün azaltılmasıyla daha etkin ve adil yargılama hayata geçirilebilecektir.

   Ankara 3. Vergi Mahkemesi Üyesi

(1)         06.02.2008 tarih ve 26779  sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(2)         Ankara 3. Vergi Mahkemesi’nin, 22.01.2008 tarih ve E.2007/868, K.2008/ 109 sayılı Kararı.

(3)         Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin, 29.05.2008 tarih ve E.2008/2889, K.2008/3560 sayılı Kararı

(4)         Adana 2. Vergi Mahkemesi’nin, 14.05.2008 tarih ve E.2007/1316, K.2008/447 sayılı Kabul Kararı.

(5)         Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun, 24.03.2006 tarih ve E.2005/327, K.2006/55 sayılı Kararı. www.danistay.gov.tr

Ankara 3. Vergi Mahkemesi Üyesi

(1)         06.02.2008 tarih ve 26779  sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(2)         Ankara 3. Vergi Mahkemesi’nin, 22.01.2008 tarih ve E.2007/868, K.2008/ 109 sayılı Kararı.

(3)         Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin, 29.05.2008 tarih ve E.2008/2889, K.2008/3560 sayılı Kararı

(4)         Adana 2. Vergi Mahkemesi’nin, 14.05.2008 tarih ve E.2007/1316, K.2008/447 sayılı Kabul Kararı.

(5)         Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun, 24.03.2006 tarih ve E.2005/327, K.2006/55 sayılı Kararı. www.danistay.gov.tr

             

 

 

 SAYGILARIMIZLA 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !